Fufuokur kimdir, ne okur?
Sosyal Medya Röportajları: @fufuokur
RÖPORTAJ

Özellikle son yıllarda Instagram’da ana teması kitap olan hesaplar hem okurları bir araya getiriyor hem de sosyal medyada ilgi odağı kitap olan bir kitleyi buluşturup kitap üzerine fikir alışverişi yapabileceğiniz bir ortam sağlıyor. Bu hesaplardan birisi de @fufuokur. Şuanda 117 bin takipçiye ve çok başarılı fotoğraflara sahip. Her fotoğrafının altında da kitaplardan alıntılar yapıyor ya da okuduğu kitap ile ilgili kendi görüşlerini paylaşıyor. Fufuokur’u daha yakından tanımak için kısa bir söyleşi gerçekleştirdik…

 

Klasik bir başlangıç olsun, sizi daha da yakından tanımak isteyen takipçileriniz için soralım; Kimdir @fufuokur, kitap okuyamadığı saatlerde neler yapar, ne işle uğraşır? 

Fufu çok uzun zamandır kullandığım bir kısaltma. Okur da özellikle instagram üzerinde bir dönem çok fazla sorulan ‘Yazar mısınız?’ sorusuna esprili bir cevap olarak sonuna eklendi ve böylece fufuokur olarak tanınmaya başladım. Ben biraz mahremi sevenlerdenim sanırım. Etrafımda görünmeyen bir sınır olmasını  isteyen ve bu sınırın ihlalini tercih etmeyenlerden. Bu yüzden yaklaşık dört yıldır sosyal medyada özel hayatımla ilgili hiçbir paylaşımda bulunmadım. Öğretmen olduğum biliniyor ama. Bir de yaklaşık iki yıl önce hayatıma giren keyifli bir editörlük maceram var. Ona da zevkle devam ediyorum. Aslında genel olarak kitap okumadığım zamanlarda da anlaşıldığı üzere kitaplarla ve çocuklarla vakit geçiriyorum diyebilirim. Bu küçük listeye bir de doğayı eklemeyi çok isterdim ama İstanbul’da yaşadığım için ancak trafiği ve keşmekeşi ekleyebiliyorum. Evde vakit geçirmeyi çok seviyorum ve bu isteğim, bu keşmekeşle çok ilintili. Bunun dışında vakit yarattıkça mutlaka soluk alabileceğim yerlere seyahat ediyorum. Biraz gezgin, biraz hayalperest, biraz doğacı, biraz okur ve yaşamı boyunca ayakları yere sağlam basmaya çabalayacak olan ve tüm yatırımı bu yönde olan bir kadın fufuokur.

 

Fufuokur çocukluğunda da kitaplarla hep iç içe miydi? Okuma alışkanlığını nasıl kazandı?

Kitap okumaya başladığımız anı hatırlamamız mümkün değil gibi gelir bana hep. Bu hayatımızın içinde kaynağını bilemediğimiz bir su gibi akan ve kendi yolunu bulan bir deneyim süreci. Bir kitap okudum ve hayatım boyunca okumaya karar verdim gibi bir anım yok. Ama daha ilkokul ve ortaokul sıralarındayken bilgiye olan merakım ve öğrendiğim her yeni bilginin aldığım yeni bir kıyafetten daha değerli olduğunu anladığım lise ve üniversite yıllarım boyunca şekil aldığını düşünüyorum. Zaten sonrasında kitaplarla dolu bir hayatın içinde buldum kendimi.

 

Fotoğraflarınızın altına yazdığınız yazılardan öğretmen olduğunuzu da anlıyoruz. Öğrencilerinize okuma alışkanlığı kazandırmak için neler yapıyorsunuz? Ailelere verebileceğiniz öneriler neler?

Bir çocuğun okuma alışkanlığını kazanması için ebeveynin ya da öğretmenin yapacağı tek şey: Kitap okumaktır. Çocuklar söylediklerimizle ilgilenmezler, yaptıklarımızdır onlar için esas olan. Benim öğrencilerimden örnek vermem gerekirse: Ben hiç okumalarıyla ilgili bir baskı kurduğumu hatırlamıyorum. Sınıfımda yirmi dört öğrencim var ve hepsi keyifle kitap okuyor şu an. Ama bir öğretmen olarak her boş anımda kitap açıp okuyorum, okuduğum kitaplarda etkilendiğim bölümleri onlarla paylaşıyorum. Okul içerisinde dolaşırken elimde hep okuduğum kitap oluyor. Bunların tüm kelimelerden daha etkili olduğunu tecrübelerimle söyleyebilirim. Ben okurken, kitaplarda kalem kullanan ve bana dokunan cümlelere kalemle karşılık veren bir okurum ve öğrencilerim de altını çizerek hatta onları bir deftere not alarak okuyan bireyler haline geldiler, bu söylediğimi kanıtlayan bir örnek olabilir sanırım. Bir de amacı iyi belirlemek gerek. Eğer önceliğimiz çocuklara okumayı sevdirmekse kişisel okuma özgürlüklerini ilk kitaplarından itibaren sağlamak lazım. Ben öğrencilerime bu konuda şöyle destek oluyorum: Kitabını okuyup bitirenler arkadaşlarına gerekçeleriyle öneride bulunuyor ya da kitapla ilgili eleştirilerini yapıyor. Diğer öğrencilerim de aralarından ilgisini çeken kitapları ediniyor. Ve bu anlamda yapılabilecek başka bir öneri de; bol bol kitapçıları, sahafları ziyaret edip çocuğun orada zaman geçirmesini sağlamaktır. Kendi ilgisini kendisi keşfetmiş bir çocuğun okuması için dışarıdan bir çabaya ihtiyacı yoktur.

fufuokur

Instagram hesabınız Türkiye’deki birçok kitapseverin sosyal medya üzerindeki buluşma noktası gibi… Hem fotoğraflarınız hem okuduğunuz kitaplar çok ilgi görüyor ve beğeniliyor. Instagram’a girdiğinizde bu kadar çok insana ulaşabileceğinizi hayal etmiş miydiniz?

Çok teşekkür ederim, öyle mi inanın bilmiyorum. İnstagrama ilk girdiğim zamanlarda bu kadar tanınacağımı, ilham vereceğimi elbette ki bilmiyordum. Okuma üzerine konuşma ihtiyacıyla kitaplarımı paylaşmaya başladım ve bugün bu ihtiyaçla yola çıkmış binlerce okurun var olduğunu ve Instagram üzerinde paylaşımda bulunduğunu görüyor olmak, benim ne kadar insana ulaşğımdan daha değerli geliyor bana. Bu, yani herkesin kitap okuduğu ve kitaplardan konuştuğu bir topluluk hep hayallerimdeydi işte.

 

‘Kitap Fuarları okur ve yazar olan, okur ve yazar olmak isteyen binlerce kişi için bir soluk gibi…’

 

İstanbul’da 35 yıldır düzenlenen TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı da kitapseverlerin gerçek hayattaki buluşma noktalarından birisi. Kitapların nabzını tutmada fuarların ve özellikle İstanbul Kitap Fuarı’nın yerini nasıl görüyorsunuz?

Kitap fuarları sadece okurlar için bir buluşma noktası değil kanımca, aynı zamanda bir sürü gerekli gereksiz iş yüzünden yaşamında kitapların varlığını unutmuş insanlara da neyin önemli olması gerektiğini hatırlatma niteliği taşıyor. Eğer insanlar bundan sonra sadece tek bir şey için bir araya gelmek zorunda kalacak olsalar, bu şey mutlaka kitap olmalıdır diye düşünüyorum. Dolayısıyla okur ve yazar olan, okur ve yazar olmak isteyen binlerce kişi için bir soluk gibi geliyor bana kitap fuarları. 

 

35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın bu yılki teması Felsefe. Felsefe ile aranız nasıl? (Eğer ilgileniyorsanız) sizi etkileyen ya da mutlaka okunması gerektiğini düşündüğünüz yazarlar kimler? 

Evet bu yıl kitap fuarının konusu Felsefe ve insan. Benim için oldukça cezbedici bir konu. Felsefe hayatım boyunca sevdiğim bir alan oldu. Hatta dün akşam çok sevdiğim bir yazarla sohbet ederken ona şu cümleyi kurdum: eğer bir kez daha üniversite okuyacak olsam bu felsefe olurdu. Aslında bu denli içselleştirdiğim bir alan diyebilirim. Dördüncü sınıf öğrencilerine Sokrates’ten Aristoteles’ten, Sartre’dan, Wittgenstein’dan, Berkeley’den, Nietzsche’den… bahseden bir öğretmenim ben. Felsefeyle alakalı tüm iyi kitapları okumaktan keyif alacağıma eminim. Kitap bazında değil de Antik Yunan’dan yani düşünce özgürlüğünün ilk soluğu olan çağdan başlayarak tüm dönemlerin felsefecilerini o dönemin tarihiyle birlikte ele alarak karşılaştırmalı okumalar yapmalarını, hatta klasikleşmiş felsefe kitaplarını da bu karşılaştırmalı okumalardan sonra, yani konuya ve felsefeciye hakim olduktan sonra okumalarını öneririm okurlara. Felsefe biraz emek verilmesi gereken bir okuma ister. Ama zaten felsefe okumak isteyen bir kişi de bu emeği vermeye hazır hale gelmiştir.

 

Yeniden Instagram hesabınıza dönersek… Instagram’da gördüğünüz ilginin kitap hayatınızı etkileyen pozitif yönleri neler oldu?

Elbette oldu, inkar edemeyeceğim güzellikler getirdi hayatıma. Öncelikle çok sağlam okur dostlar edindim. Yayın evi dünyasına girdim. Kitapların büyülü ve gizemli dünyası gibi gelirdi bana o kısım hep. Çok güzel yazarlarla tanıştım. Kitapların doğum sürecine şahit oldum. Varoluşumda kodlanmış olarak bugüne geldiğimi düşündüğüm editörlük mesleğini yapmaya başladım. Gözden kaçırdığım çok iyi kitaplarla yolum kesişti. En önemlisi insanların okuduğunu gördüm, okuduğunu ve okumaktan keyif aldığını… ve son olarak birçok mail aldığım için eklemeliyim ki özellikle lise çağındaki öğrencilerin okumaya ne kadar hevesli olduklarını keşfettim – bu konuda onların hevesine karşılık alacakları kişilerin aileleri ve öğretmenleri olması gerektiğini ve bu konudaki eksikliği de aynı zamanda keşfetmek üzücü olsa da- Daha ne olsun?

 fufuokur

Antoine de Saint Exupéry’nin de dediği gibi ‘büyükler sayılardan hoşlanır’, o yüzden biraz sayılardan bahsedelim… Her fotoğrafınızda farklı bir kitap görüyoruz elinizde. Fufuokur yılda ortalama kaç kitap okur?

Ben bunu birkaç yorumumda da söylemiştim: Ben o bahsedilen büyüklerin aksine sayılardan hoşlanmıyorum. İnanın kaç kitabım var hiç saymadım, hiç kendime yıllık bir okuma hedefi belirlemedim, kaç kitap okudum, bir kitabı kaç günde okudum hiç bilmiyorum. Bunun hesabını tutmak da bana anlamsız geliyor. Bu ortalaması alınamayacak bir durum. Bir kitabı beş günde okursunuz, bir kitabı bir ömür döner döner okursunuz. Önemli olan her gün mutlaka düzenli bir şekilde kitaplara zaman ayırmak bence. Ben bunu yapıyorum. Günde en az birkaç saat, kitaplarla geçiriyorum vaktimi.

 

Sadece yeni çıkan ya da ‘en çok satanlar’ listesindeki kitapları değil, kıyıda köşede kalmış ve çok bilinmeyen değerli kitapları da okuduğunuzu görüyoruz. Okuduğunuz kitapları neye göre seçiyorsunuz? En çok sevdiğiniz tarz nedir?

Bu tamamen zamanla oluşan bir seçim kalitesi sanırım. Hep şuna inanırım bazı kitaplar insanın okurluk yolunda geri dönülmez bir yıkımdır. Şöyle ki: Bir kitabı okursunuz ve artık ondan önce okuduğunuz kitaplar size fayda sağlamamış hissi verir -aslında sağlamıştır elbette, sizi o kitaba getiren bir rota çizmiştir en azından- işte o kitaptan sonra artık okuma çıtanız yükselmiş, okuma kaliteniz değişmiş ve seçtiğiniz kitaplar farklılaşmaya başlamıştır. Ben bu tarz dönüm noktalarını iyi değerlendiren bir okurum. Kitap seçimlerim de dolayısıyla bu minvalde doğuyor. Bir kitabın içindeki bir cümle bazen beni başka bir kitaba itiyor, o kitap başka bir kitaba derken önüme uzunca bir liste sıralıyorum. Belli bir süre sonra da kitaplar hakkında yanılmamaya başladığımı fark ettiğim bir seçim serüvenim oldu kısacası. Hangi tarz kitapları severim onu da yine benzer biçimde anlatmak isterim: Bir kitapta kurgu önceliğim değil, alt metinde ne var ve nasıl anlatılmışla daha çok ilgileniyorum. Hatta bu yüzden Instagram’da da hiçbir zaman kitap özetleri vermedim mesela. Kitabın hissettirdiği ve katkıda bulunduğu noktaları yazdım hep. Bir kitabın ne hissettirdiği üslubuyla, ne kattığı da alt metniyle alakalıdır çünkü.

 

En zor soruyu sona bırakmak istedik 🙂 Tüm kitapseverler gibi siz de beğendiğiniz kitapları birbirinden ayırmada zorlanabilirsiniz ama sizi en çok etkileyen 5 kitap ismi sorsak okurlarımıza hangi kitapları önerirsiniz?

Çok haklısınız 🙂 Bu soru -hatta 20 kitap istenildiği de oluyor- sanırım bana en çok sorulan, en çok mail aldığım konu diyebilirim.

5 kitap, okuduğum onca kitaba haksızlık eden bir sayı, 20 de öyle, 50 de… ve her şeyi bir kenara bırakalım bu; zaman zaman daralan, genişleyen ve değişen bir konu benim için. Ama illa ki birkaç kitap ya da yazar önermem ve güncel düşüncelerimi belirtmem gerekirse;

Sefiller’in tam metni bende merhametin altını çizen bir kitaptır ve bu anlamda başşededir içimde. Giovanni Papini bu ara inanılmaz bir geç kalmışlık hissi yaşadığım, dil ve düşünce ustası olarak gördüğüm bir yazar. Tüm kitaplarını okuyorum dönüp dönüp ve daha çok okunmasını istiyorum diyebilirim. Hasan Ali Toptaş alt metinle değil ama verdiği hisle yani üslubuyla kalbime taht kurmuş ve yeri sarsılmayan bir yazardır. Oruç Aruoba alt metinde çok iyi bulduğum ve özgün anlatımda tadından vazgeçemediğim bir diğer yazardır. “İle” kitabı enlerimden biridir. İlyada düşünülenin aksine korkulmaması gereken bir kitap ve okunduğunda mitoloji dünyasının kapılarını aralayan ve keşfi güzel bir yolculuk başlatandır. Halikarnas Balıkçısı yerini bulamadığını düşündüklerimdendir. Rilke -aynı dili konuşmadığımız- en sevdiğim şairdir. Niteliksiz Adam yine son dönemde okuduğum ve iyi ki şimdi okumuşum dediğim bir kitap oldu: Sabırlı okur olmadan okunamayacak kitaplardan çünkü ve bu kitapla kendimi test etmiş oldum. Poe okumaktan inanılmaz keyif alırım. Sanki algılarımı genişletir Poe….

Kısacası bu soruya cevap vermek zor. Aklıma gelenleri sıraladım sadece. Birazdan ah keşke bu yazarı da söyleseydim diyerek aklıma gelecek olanlardan şimdiden özür diliyorum 🙂

 

Bu güzel sorular için İşimiz Gücümüz Kitap ve Tüyap Kitap Fuarı ekibine çok teşekkür ederim…

Funda Acar

fufuokur

Diğer Röportaj İçerikleri